« Önceki |

3/11/2009

ti'ye alıyorum


bu gece ti’ye alıyorum bu barbar dünyayı
içinde çarpışıp duran
ve
ben imparatorum diye bağıran apoletlileri

bu gece ti’ye alıyorum
taarruza geçmiş tüm hüzünleri...
çocukluğumu...
parçalanmış aşk öykülerini...
lime lime edilmiş istikbal düşlerini...
duvarlara bakarken büyüyen
yalnızlığımın göz-nehirleriyle dolu coğrafyasını
ti’ye!

çok umutlu bir çocukken
ve sevinç serpiştirirken
dünya atlasına
çok kırılmış bir adamın
kanlı mürekkepe bandığı sözcükleri
ti’ye
bu gece seni bile ti’ye alıyorum
bana bakarken kasım yağmurları gibi
yağan yaşlarını
aşk başka annem başka derken
boğazına düğüm olan yumruyu
ti’ye
iki yıl evvel gün gibi bugün gibi
sen içimdeyken
ve senden sonra sakallarım uzamış
tükenmiş bir adam gibi
setbaşı köprüsünden geçerken
beni ti’ye alan aşk gibi
ti’ye alıyorum seni..
tarih kırıldı
kan damlıyor şimdi!!!
ti yerinden
02.11.2009/23:20/Bursa

17/6/2009

 

GECE,siyah bilmece gibi


Gece siyah bir bilmecedir ruhumda...
tekerlekleri var ,
eski yontuk bir çağdan ayakları tozlu yorgun kervanlar gibi geliyor...
soru işaretlerini sevmiyorum...
ya da onların yerle gök arasında asılı kalmış halleri daha estetik sanki..
ben nehrimin özgür akmasını seviyorum...
çılgın... hoyrat... aldırışsız...
istiyorum ki kendi yatağını kendi bulsun..aksın...
barajlar kemerler bana göre değil...
hele kemende hiç gelmiyorum...
hele maddenin gaz hali ..şu bulduğu kabın şeklini almaları var ya..
deli..resmen deli ediyor beni..
ne o öyle kaplara sığmak filan...
kalbim ,değil göğüs kafesime...dünyaya sığmazken...
evet gece garip bilmecedir ruhumda...
dudak bükenin şaşkınlığından banane...
banane tasarlanmış davranışlardan...
tasarlanmış yolculuklardan...
tasarlanmış hikayelerden..
banane...
su bildiği gibi akmalı..
rüzgar istediği yönden esmeli...
yağmur alabildiğine yağmalı...
benzememeli hiç bir an bir ötekine...
ben karanlık bir ormanda kendini kaybedip
yeniden bulanların dünyasındanım...
salla gitsin...kimin ne dediği...
gece
siyah bir bilmece gibi...
sanırım gün ışıyacak...
saat beşe beş var....
bilmece bitti!
16.06.2009/04:55

10/6/2009

burada gece oluyor!


burada gece oluyor!
bazı karanlık yerleri var gökyüzünün!
hiç yıldız olmayan!
bazı karanlık yerleri var hayatın!
aydınlanmayan!
ve bazı gizli saklı sırların gidip orada saklandığı bir ev var...
çok uzakta...
bilmi-yorum!


burada gece oluyor!
beyaz ekranlara kara harflerle
karanlık şeyler yazmak geçiyor içimden!
mutlu kelimelerle rapsodi yapmak
renkli elbiseler giyip
yüzünü boyamak gibi
yanıldınız bir palyaço değilim ben
yanıldınız
hem de çok!

burada gece oluyor
ve karanlığın mürekkebi
ruhuma damlıyor...
pıt!
pıt!
pıt!
her yerim delik deşik !
10 haizran 2009/02:05/Bursa

10/3/2009




bugün denize gittim...uzakta olsa  soğukta olsa gittim...
martıların o pazar şarkılarını duydum...çay içtim...taş attım denize...çinakop aldım balıkçı Ali den..
elleri buz tutmuşmuş..Metin i gördüm küçük sahil kasabasının çay bahçesinde..
yine kağıt oynuyordu..eski felsefi günlerine küfür ede ede..
sarhoş kazım...yalnız rüstem...hhanife teyze de oradaydı..
yalnızlığımı evine uğradım kıyıda kalmış son bir kaç eşyayı ...
bu sahil kasabasında bıraktığım son bir kaç anıyı toplamak için..
zaman ne çabuk tükeniyor...ah ne uzağız eski mavi bahar günlerinden...
her zaman gittiğim dere kıyısına da gittim...
orada hep öten güzel kuşlar.ve orada su bir başka akar...
o kuşlar yine ordalardı..parkettim ve yürüdüm...
ve ben ne zaman oraya gitsem içimden hep şu cümle geçerdi...
--yaşamak bir ırmağı denize kavuşturmaktıır..--
ne tuhaf bu cümle bilnçaltıman hiç çıkmaz...ve bu şitrin ırmak biraz ilerde denize kavuşan güzel bir şarkıydı...
biraz daha dursam..biraz daha baksam..biraz dalsam.................

oraya burada yalnız yaşarken hep giderdim..
oraya gider uzun uzun oturur..şiirin kuşlarının konmasını beklerdim çalılıklara...

13/2/2008

                                                    

 

Güvertedeki boş-bakışlı adam

Susmak çağırmaktır cinneti

Geç kalkan her gemi bana en çok çocukken önlüğümün düğmelerini iliştirmeden

Koşturduğum günleri hatırlatır…

Çünki çekip gitmek hep bir yerlere varmak için değildir..

Çünki çekip gitmek yeniden var olmak için bir çığlıktır..

Yalnızca senin ve yalnızca o rüzgar kanatlıların duyduğu

Bilirsin tarih çentikler düşer insanın alnına..

Ve yine bilirsin güneşin sudaki parıltısı,

dolunayın suya düşürdüğü ışıkla  benzemez birbirine

Ve saçlarımızı dalgalandıran rüzgar yeni aşkların

Fırtınalarına tutulmak için gökten gizli bir işaret değildir

Üstelik yanı başında saklambaç oynayan şu iki Kuzey İrlandalı çocuk oturduğum sandalyeyi siper ederken küçük gövdesine

Ötekinin o çocuk arayışı seni yanıltmasın

Çok yorgun bir günün gecesinde gördüğün rüyalara da inanma

Kurduğum devrik cümlelerin hiç biri seni çelişki depremleriyle sarsmak için değil inan..

Kendimle kendi kendime bir söyleşi..

Bu sabah çok sonra traş oldum,erken kalktım ilk

Çok uluslu bol-bayraklı

İçinde ölen serçeler için bir mezarlığın da bulunduğu, bir cumhuriyet için

Kendim için..onlar için…

Nijeryalı çöpçüler

Mogadişulu işportacılar

Kübalı çocuklar için..tüm ezilenler,üzülenler

Özleyenler için..

Bir cumhuriyet…

Fakat gövdene kazıttığın şu tuhaf dövmenin kutsal olduğunu söyleyen şu ihtiyara sakın ha!inanma..sen..bir büyücü o..

Büyüsüne evde kalmış kadınlardan ve siyah kedilerden başka hiç kimsenin inanmadığı..

Hadi git şimdi sen

Boş bakışların kirlenmeden

Deniz kıyısındaki bu turkuaz şölene gece düşmeden

Çünkü her an bir güvercin konabilir aramızdaki beyaz bulutun ince dallarına..

07eylül 2007/Güvercinada-KUŞADASI