« Önceki | Sonraki »

17/6/2009

 

GECE,siyah bilmece gibi


Gece siyah bir bilmecedir ruhumda...
tekerlekleri var ,
eski yontuk bir çağdan ayakları tozlu yorgun kervanlar gibi geliyor...
soru işaretlerini sevmiyorum...
ya da onların yerle gök arasında asılı kalmış halleri daha estetik sanki..
ben nehrimin özgür akmasını seviyorum...
çılgın... hoyrat... aldırışsız...
istiyorum ki kendi yatağını kendi bulsun..aksın...
barajlar kemerler bana göre değil...
hele kemende hiç gelmiyorum...
hele maddenin gaz hali ..şu bulduğu kabın şeklini almaları var ya..
deli..resmen deli ediyor beni..
ne o öyle kaplara sığmak filan...
kalbim ,değil göğüs kafesime...dünyaya sığmazken...
evet gece garip bilmecedir ruhumda...
dudak bükenin şaşkınlığından banane...
banane tasarlanmış davranışlardan...
tasarlanmış yolculuklardan...
tasarlanmış hikayelerden..
banane...
su bildiği gibi akmalı..
rüzgar istediği yönden esmeli...
yağmur alabildiğine yağmalı...
benzememeli hiç bir an bir ötekine...
ben karanlık bir ormanda kendini kaybedip
yeniden bulanların dünyasındanım...
salla gitsin...kimin ne dediği...
gece
siyah bir bilmece gibi...
sanırım gün ışıyacak...
saat beşe beş var....
bilmece bitti!
16.06.2009/04:55

10/6/2009

burada gece oluyor!


burada gece oluyor!
bazı karanlık yerleri var gökyüzünün!
hiç yıldız olmayan!
bazı karanlık yerleri var hayatın!
aydınlanmayan!
ve bazı gizli saklı sırların gidip orada saklandığı bir ev var...
çok uzakta...
bilmi-yorum!


burada gece oluyor!
beyaz ekranlara kara harflerle
karanlık şeyler yazmak geçiyor içimden!
mutlu kelimelerle rapsodi yapmak
renkli elbiseler giyip
yüzünü boyamak gibi
yanıldınız bir palyaço değilim ben
yanıldınız
hem de çok!

burada gece oluyor
ve karanlığın mürekkebi
ruhuma damlıyor...
pıt!
pıt!
pıt!
her yerim delik deşik !
10 haizran 2009/02:05/Bursa

10/3/2009




bugün denize gittim...uzakta olsa  soğukta olsa gittim...
martıların o pazar şarkılarını duydum...çay içtim...taş attım denize...çinakop aldım balıkçı Ali den..
elleri buz tutmuşmuş..Metin i gördüm küçük sahil kasabasının çay bahçesinde..
yine kağıt oynuyordu..eski felsefi günlerine küfür ede ede..
sarhoş kazım...yalnız rüstem...hhanife teyze de oradaydı..
yalnızlığımı evine uğradım kıyıda kalmış son bir kaç eşyayı ...
bu sahil kasabasında bıraktığım son bir kaç anıyı toplamak için..
zaman ne çabuk tükeniyor...ah ne uzağız eski mavi bahar günlerinden...
her zaman gittiğim dere kıyısına da gittim...
orada hep öten güzel kuşlar.ve orada su bir başka akar...
o kuşlar yine ordalardı..parkettim ve yürüdüm...
ve ben ne zaman oraya gitsem içimden hep şu cümle geçerdi...
--yaşamak bir ırmağı denize kavuşturmaktıır..--
ne tuhaf bu cümle bilnçaltıman hiç çıkmaz...ve bu şitrin ırmak biraz ilerde denize kavuşan güzel bir şarkıydı...
biraz daha dursam..biraz daha baksam..biraz dalsam.................

oraya burada yalnız yaşarken hep giderdim..
oraya gider uzun uzun oturur..şiirin kuşlarının konmasını beklerdim çalılıklara...

13/2/2008

                                                    

 

Güvertedeki boş-bakışlı adam

Susmak çağırmaktır cinneti

Geç kalkan her gemi bana en çok çocukken önlüğümün düğmelerini iliştirmeden

Koşturduğum günleri hatırlatır…

Çünki çekip gitmek hep bir yerlere varmak için değildir..

Çünki çekip gitmek yeniden var olmak için bir çığlıktır..

Yalnızca senin ve yalnızca o rüzgar kanatlıların duyduğu

Bilirsin tarih çentikler düşer insanın alnına..

Ve yine bilirsin güneşin sudaki parıltısı,

dolunayın suya düşürdüğü ışıkla  benzemez birbirine

Ve saçlarımızı dalgalandıran rüzgar yeni aşkların

Fırtınalarına tutulmak için gökten gizli bir işaret değildir

Üstelik yanı başında saklambaç oynayan şu iki Kuzey İrlandalı çocuk oturduğum sandalyeyi siper ederken küçük gövdesine

Ötekinin o çocuk arayışı seni yanıltmasın

Çok yorgun bir günün gecesinde gördüğün rüyalara da inanma

Kurduğum devrik cümlelerin hiç biri seni çelişki depremleriyle sarsmak için değil inan..

Kendimle kendi kendime bir söyleşi..

Bu sabah çok sonra traş oldum,erken kalktım ilk

Çok uluslu bol-bayraklı

İçinde ölen serçeler için bir mezarlığın da bulunduğu, bir cumhuriyet için

Kendim için..onlar için…

Nijeryalı çöpçüler

Mogadişulu işportacılar

Kübalı çocuklar için..tüm ezilenler,üzülenler

Özleyenler için..

Bir cumhuriyet…

Fakat gövdene kazıttığın şu tuhaf dövmenin kutsal olduğunu söyleyen şu ihtiyara sakın ha!inanma..sen..bir büyücü o..

Büyüsüne evde kalmış kadınlardan ve siyah kedilerden başka hiç kimsenin inanmadığı..

Hadi git şimdi sen

Boş bakışların kirlenmeden

Deniz kıyısındaki bu turkuaz şölene gece düşmeden

Çünkü her an bir güvercin konabilir aramızdaki beyaz bulutun ince dallarına..

07eylül 2007/Güvercinada-KUŞADASI

 

18/9/2007

ben de yazdım...

   

            

 

 

 

Dokunduğum kalemde bıraktığım hüzün

beni yaz diyor..

Dilimde acı tütün tadı/

Koynumda sür-git bir ihtilal

Taşralı bir çocuk gülümseyişi yüzümde asılı

düştü düşecek

çocukluğum;yonca yaprakları arasından gözlerimi kamaştıran o ışık..

ikindi vakitlerine ayarlı;o kırılgan duruşlar..

dokunsan ağlardım ya..

binlerce  çocuk-gözyaşlarıyla..

birikmezdi bunca hüzün ağlama kanallarımda..

İnsan çocukluktan artakalan hüznü yaşar

hayatının geri kalanında

ömrün patikasında büyür..

çamurlanır paçaları..

ama o hüzün hep çocuktur..

annesini çağırır ağrısına

artık altmışında baston-lu bir ihtiyar bile olsa..

ilk annesini..

hep şefkate muhtaç o aciz savunmasız çocuk..

  Dokunduğum yerde bir hüzün beni yaz diyor..

kırılgan bir kalp-tim ben..

kanadına dokunsan,ansızın düşüp ölecek bir kelebek..

bahçemde armut,bahçemde kiraz

gider adımı yazardım yadigar bir çakıyla..

gövdesine karnına bir ağacın..

hüznü yazardım..hüzün yazardım..

Atiden yarım bir tebessüm..ama dokunan içe..--------

sızar bir hüzün kenarından ipince.

adım bir ağaç gövdesinde büyür müydü ben büyüdüğümde de..

 

yıllar birer yaprak gibi döküldü sonra dallarımdan..

Zaman kamçılamış atlarını..

geçmişim,geçilecek köprülerden..

Sur kapılarından,pamuk ovalarından,kıyısında ölümün saklandığı geçitlerden..

zaman ağlamış beni..

Zaman susmuş beni..

emzirmiş beni zaman,anne gibi..aşk gibi .sıcak bir yuva gibi :

sarmış beni..

geçmişim..

köprüden taşlar düşmüş..

sular akmış diplerden..kudurmuş coşkudan kimileyin,

çatlamış sabrın taşları,yontula yontula unufak..

sarı bir toprak,humus..

kimileyin sönmüş bu volkan sanmışım..

yanılmışım..

küçük kanlı bir kıvılcımda harlanmışım..

Köprü altında çocuk oyunları,

sevinç içinde koştuğum kırlar..

köprü altlarında kanayan zaman..

Esrar ve bilmece...

Söyleyin kim böler uykularımı..

kimindir bu omzumdaki el..

düşümdeki perde..kim..

uyan der bu bir masal der..bitmeli..

masalmış...

bilmiyordum sanki masal olduğunu..

gerçek hangisidir,hayal ne yandadır..

bilmiyor muydum,

ağlamaları kesik,

gülüşleri yarım

bu uyduruk senaryoda kendime bir yer bulmayı..

bilmiyor  muydum sanki..

Yanıldınız hiç uyanmadım..

Hiç bir el alıkoymadı beni bu masaldan..

Seviyorum ben bu masalı..

Biliyorum gidip dokunsam şu çınara

ağla!diyecek

içimdeki hüznü yaz diyecek..

susmuş bir çığlığım ben..

Kerbela da Hüseyin im..

beni yaz diyecek..

Ki unutmasın seleflerim

İhanetin çemberinde kalbime saplanmış bu hançeri..

unutmasınlar..

unutmasınlar belanın göğsümde açtığı oyuklara baktığımda

Yaram!

kanıyorsun

derinsin..ama benimsin..

Yeryüzünde insan bedeninde açılmış en kutlu kanlı çukursun...

seni nasıl sevmem ki..

haydi ak şimdi

ak akabildiğince...

canımdan..

kanımla ak beni..

Ki bilsin çağımın ardında duran o soylu neslin çocukları..

Adalet!Adalet!

bir bayrak gibi dalgalanıyor_____________

 

öyleyse ey bela

gel nereden gelirsen..

dalgalan sende ey kanlı sancak ne yandan dalgalanırsan..

şimdi anladın mı

ey suskunluğumun dalgın voltaları..

bastıramadığım isyan..

kıpırdayan siyah perde..

nehrin içinde yüzen herhangi bir balıkken

ya da gökte uçan herhangi bir kuşken

bela mermisinin neden hep yüreğime saplandığını

Köprüaltından geçip gitti kanlı nehirler..

kana bulanmş oyuncaklar..

içi sırla dolu ağzı mühürlü küpler...

geçip gitti..

  Gidip çocukluğuma sığındım..

uzak bir coğrafyada kalmış

sessiz ve lirik bir kasaba..

sokakları taştı...

duvarlarla örülmüştü evler..

ve tahtadan kapılar..

numara 14 tü..

çaldım kapıyı..

belki annem çıkardı ya...

ellerim küçük,pabuçlarım eski,yüzüm çocuk olsaydı ..

Açlıdı kapı...

yüzü, yüzün olsaydı annem!

duraksadım..

ben ben ben...

bu çocukluğumun evidir..

girebilir miyim..

Dolaşmama izniniz var mı bahçede..

---Tabii ki elbette

 Kurumuş nar,kurumuş kiraz.

elma hastaydı buraları terkettiğimde

Dokundum gövdesine.

yarıklar..

Uzak-gurbetlerde geçirdiğim upuzun yıllar..

baktım bir yarık,beş harf o yadigar çakımla kazdığım...

Bin çocuk yılı evvel..

Dokundum..

                   zaman...

dokundum....

                        hüzün...

dokundum..

                       çarmıh...

              çıldırdım.

Taştı hüznüm,gözlerimden...

ırmak olup..

Beni yaz dedi..

Ben de yazdım..

01.10.2006/03:05/Arapzade/Bursa