« Önceki |

17/5/2007

yürüdü ve düşündü..

              


Bıyıkları yeni terlemiş iki delikanlı geçti yanından..

Biri ötekine:

--hayatın anlamı nedir-- diye sordu..

Şaşırdı..hayatın anlamını düşündü..yürüdü..

 İki genç kız geçti yanından bir ötekine

 –Onu aldatıyorum işte,aşk dediğin eskidenmiş—diyordu..

 sahi aşk dedikleri neydi...eski neredeydi  ne zamandı ve nasıldı…

dudak büktü.. aldatanı düşündü,aldatılanı ;

yürüdü..

köprüden geçti...sağa baktı..sola baktı…

binalara,insanlara,dolmuşlara...

Yol-kıyısında bir meyhane önünden geçti..

içerden duyduğu hüzünlü şarkı ağlıyordu..

--Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş,Tanrı istemezse insan ölmezmiş>

Tanrı’yı düşündü..kullarını..ve içerde talihsizliğiyle aynı masada oturan adamı..daldığı kederi,düşündü..yürüdü..

5 yaşlarında gamzeli bir kız çocuğuna rastladı parkta..

gamzesi bana gülümse diyordu..

Annesine –anne çiçekler hiç konuşur mu—dedi

Annesi—konuşmaz kızım

Çocuk---ama bu sarı çiçek bana benimle oynar mısın deyip duruyooor-dedi..

Gülümsedi çiçeğe,

çocuğa gülümsedi..yürüdü..

Şehreküstü istasyonunda bir dilenciye rastladı..

Dua ediyordu dilenci para verene

--Allah sevdiğine kavuştursun— diyordu

Bir sevdiği olmuştu eskiden..fakat şimdi kavuşulacak biri var mıydı..düşündü..boş verdi para vermedi, yürüdü..

Ön koltukta oturan kadın,yanındaki adama

--bu ay kirayı vermezsek ev-sahibi bizi kapı dışarı eder

Ayşe nin dershane taksitini de yatıramadım..

Yeter artık dayanıyorum Kamil,iş bul.—

 Pencereden baktı…orada yoksul bir evin zayıf ışıkları…

Geçim sıkıntısını düşündü,ekmek derdini,yoksulluğun yurt edindiği gecekonduları..

İstasyondan çıktığında bir adam ötekine –a partisi barajın dibinde kalır görürsün—diyordu..

A partisini düşündü..barajları..barajların altından akan suları..ve o barajlarda yüzen balıkları..düşündü ve yürüdü..

Evine giden sokağın başındaki cami köşesinde biri bastonlu öteki bastonsuz ve sakallı; iki ihtiyara rastladı...önünde ağır aksak yürüyorlardı..

--ölürsem beni memleketime gömsünler diye vasiyet ettim

Mezar taşıma da şunu yazsınlar..

<-Geldim..dolaştım dünyayı..yürüdüm..ağladım…güldüm…düşündüm..

Mutluydum kimi..kimi mutsuz…-bir bulut gibi gelip  geçti- her şey..

Bir ara uyandım uykudan..bir cırcır böceğinin cırıltısıydı tek duyduğum..--->

 Yürüyüp geçti iki ihtiyarı…

Anahtarı yerleştirdi kapı deliğine itti ve çevirdi..

Kapı açıldı..içeri girdi..uzandı yatağına..kumandaya bastı..

Vivaldi nin –dört mevsim--i dolaştı ruhunda..

bir cıgara yaktı..

Üfledi gri dumanı..

hayatın anlamına...aldatan kadına..meyhane köşesindeki kula…

gamzeli kıza..

dua eden dilenciye…İşsiz Kamil’e..bastonlu ihtiyara..

ve o gri duman halkası yükseldi yükseldi..tavana dek yükseldi…

sonra ansızın kayboldu ..16.05.2007/19:40/Bursa

*Yeşil'den Hürriyet'e giderken duyduklarımdır..



5/3/2007

yedi yontuk harf...

Uzun uzadıya uzayıp gitti yürüdüğü yol,düşüncenin o tuhaf sokaklarında.

Günışığına çıkan her çirkinliğin üzerinde parmak izlerimiz vardı.

biz hani o kendini erdemliler diye sınıflandırmış insanlar...

benim değil, bunların hiçbirini ben yapmadım  diyemezdi ki

 Bundandı tüm müteessirliği..ve oyuk kalbinin kanayışlarına yeni tamponlar aramaktan bıkkındı..Sonunda bir gün iradesizliği seçmişti.

Hiçbir şey yapmamayı..hiçbirşey olmayı..

Savrulup durdu öyle günlerce boşlukta....

Yeni kanamalar..başının değişik bölgelerine bir bıçak gibi saplanan başağrıları..

Boşluğun vahasında o amaçsız savruluşlar..

Yenik miydi..ya da tek istediği zafer miydi bunu muhasebe edemedi..

Ona elini uzatacak herkesin o kadar uzağına gitmişti ki

Geri dönebilecek ne bir kudreti ne de cesareti yoktu artık..

Geri,onun için kaybedilmiş bir şeydi..

Geriye bakmak derin hüzünlerin koynundaki uykusuz bir geceydi..

Gelecekse henüz bilmediği,billur bir zamanın kıyısına çıkılması olası gaybın ardına uzayıp giden bir yoldu..

Bir ara bir ses duydu..

Kulak kesildi..solukları hızlandı..nabzı gittikçe arttı..

İçinden geliyordu bu ses..

Çokça derinlerden gelen acı dolu içli bir ses..

İmdat diyordu..bir çocuk sesi..

Boğazında düğümlenmiş bir şeyler vardı..

Ve gırtlağından içe doğru akan sıcak bir sıvıyı ayrımsadı..

Başı döndü..elleri titredi..gittikçe tuhaflaştı..

Birden geçen gün trende rastladığı o garip ihtiyar aklına geldi..

Kazağındaki söküğe dikip gözlerini ardı ardına saydığı cümleler..

Her biri kurşun niteliğinde ve yargılarla doluydu.

Kimdi bu adam  ve neden ben demişti içinden..

Üstelik hiçbir yerde görmediği bu adam ona öldüğünü söylemişti apansız

Ve hoşça kal deyip buruşuk bir kağıt bırakmıştı avucuna..

Bir çocuk sesinden de bahsetmişti bi ara..şimdi hatırladı..

Günlerce açmaya korktuğu bu buruşuk kağıdı…

 açtı..

Yanılmıştı hiçbirşey yazmıyordu..fakat şimdi ayrımsadı..

Küçük beyaz bir ufo vardı içinde..

Gözlerini kısıp okudu üstündeki yontuk harfleri..

Yedi yontuk harfi birleştirdi..L-U-S-T-R-A-L..10.02.2007

 

7/12/2006

-kırmızı karanfil-

kimse iyiliğini selamlamadı senin..

düşkün ve yoksul acılar taşıdın bağrında..

hep eğiktin..

omuzlarını bükmüş hayat senin..

üzgün bakışlarında saklı ,bin yıllık hüzün..

alçaldığını düşündüler onlar..

küçük ve kimsesiz bir yoksulmuşsun gibi baktılar yüzüne..

iyiliğin solunduğu çamurlu loş varoşlara müptelaydı ruhun..

varsıl-lık buydu sende..

gittiğin hiçbir şehirde bilmedi hiçkimse o ezik duruşların ardındaki soylu gizemi..

Ah o yoksullar ne sevdiler seni..ama neden gittin ki..

hep gidişler mi sakladın o hüzünlü,ezik duruşun ardında..

birazdan gidecekmiş gibi durmakmıydı sende yaşamak..

kimin emanetiydin sahi..

daldığın her hülyada bir iyilik perisi mi dolaşırdı ,senin..

bir gün hiç tanımadığın bir adamın cenazesinde görmüşlerdi seni..

tabut omzunda,hep karşıya bakıyordun..

köşeyi dönünce göreceğin hayatamıydı bu bakış.

ağlıyorlardı mezar başında..bir kadın..bir çocuk..

sende ağlıyordun..tanımıyordun ki onu..

herkes gidiyordu sonra..sen kalıyordun..

mezarbaşında o suskun ömür çiçeği..

sahi neden ağlıyordun..ne söylüyordun o kırmızı karanfile..

hıçkırıkların boğmasa sesini ,

duyacakmış söylediklerini;o kasketli mezar bekçisi..

sordum anlamadım dedi..

hıçkırık boğazında hep duran bişey midir senin..

bundan olmalı bu suskunluğun..

konuşsan içimden birazdan ağlayacak derdim..

hiç konuşmadım ya bu yüzden seninle..

ağlama be sevgili iyi adam

bak uykularımı bölüyor hıçkırıkların..

ıslak yastığımda buluyorum boynu bükük kelimelerini..

kimbilir nerdesin..

hangi varoşta kimin kederindesin..

kendine ağlanmamış acılar arıyorsun karanlıkta bir yerde..

kimbilir bir gidişe doldurmuşsun bavulunu..

yeni iyilik limanları ararsın çehrene..seni huzurlu kılacak..

gidersen öksüzlüğün duracak burda..iyilikle gülümseyen yüzün kalacak geride..

bir el sallayanın olmayacağını bilsen bile..

senden sonra o gülüşünle anımsayacak seni..bu şehrin varoşlarındaki esmer çocuklar..

hiç adresin olmadı ki senin..bir göçebe gibi çadır kurdun hep tepelerde,yüreklerde...

bir gören bir daha rastlamadı sana..-neden-diye bir soru bıraktın ardında..

bu iyilikle parıldayan yüz çok değilmiydi bu çağa..

mezarlar,varoşlar ve mapus damları seni özlediler şimdiden.

ve şimdi emekliye ayrılmış suskun bir mezar bekçisinin
-kırmızı karanfil- adlı romanını anlatıyor herkes birbirine..
seni çok özleyecek bu şehir..
adını hiç bilmese de..

25 Mayıs 2006 Perşembe/2:29:29

14/11/2006

telefondaki ses..

 bitmek bilmiyor şu uzun kış geceleri.

odasında şiir dinliyor.pencereden karanlığa bakıyor..

susup içinden bişeyler geçiriyor.

susup kendiyle konuşuyor.bir cıgara daha yakıyor.bir kaç volta daha atıyor.

sonra uzanıp yatağına duvarları izliyor..cep telefonuna bakıyor.

bugün hiç çalmamıştı.hiçkimse hatırlamamıştı bile onu..

oysa biri arasa ne çok anlatacağı şey vardı.ne çok birikmişti,günlerdir..

bir eksik vardı sanki hayatında..o eksik,hep eksikti..hiç dolmayan bir boşluk..

telefonun mavi ekranına baktı.fihristi karıştırdı..

yoo hayır içine birkenleri anlatacağı kişi bunlardan biri olamazdı..kendi numarasını düşündü.

0536484.... en son rakamını değiştirip arama tuşuna bastı.sesi şarkılara yakışan bir kadın sesi alo dedi.

--pardon bunu size nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama..rakamların insan  hayatında çok önemli bir yer tuttuğuna inanırım..sizin numaranız benim numaramın bir sonrası..bu bir tesadüf olamaz bence.sizi tanımak

şu uzun kış gecelerinde bir sevgiliye dair içime biriken herşeyi sizinle paylaşmak,

sizi hayatımın kahramanı yapmak niyetindeyim..biliyorum bu çok saçma ve çok mantıksızca bir gerekçe..

ve biliyorum ki azıcık mantık sahibi bir insan böylesi bir saçmalığa kahkahalarla güler..ama anlayın sevgili bayan.ben yalnızlıktan ölmek üzere olan bir adamım..istermisiniz ki gecenin bu sesssiz vakti yeryüzünden bi adam yalnızlık yüzünden gözlerini kapatıp gisin dünyadan..terketsin buraları..vicdanınız acımayacak,ruhunuz bir pişmanlığın ızdırabıyla yanıp kavrulmayacaksa..buyrun kapatın yüzüme telefonu sevgili adını bilmediğim bayan....

alo bi saniye bişey daha söyleyeceğim..

Kadın:bip--bip--bip---bip.........

kadın cümlesi bitene dek dinlemiş ve kapatmıştır telefonu..kadının sesi adama şarkı gibi gelmiştir..

sanki yıllardır aradığı ses o kadanınkidir..ruhundaki deva bulmaz yaralara merhem olacaktır o ses..

hayır adam vazgeçmeyecektir..uzanıp yatağıına dalmıştır bile,o tatlı düşlere..sahi ne güzel şiir okurdu

bu kadın bu ses..nasıl hoş bi ses..hep duymak istediği,ve susuzluktan çatlamış toprak gibi

sevgisiz kalmış yüreği yeniden yeşerecektir onun söyleyeceği sevgi sözcükleriyle..

düşünsene bana sevgilim dediğini..adımı söylediğini..bana fısıldadığını aşka dair kelimelerle..

mesajlar kısmına girip 3 mesajlık bir şiir yazıp göndermiştir bile bu ayinsi sese..

sonra çekip yorganı üzerine gülümsedi yarınlara..

  ve uyumak için kapadı gözlerini.uyuyamıyordu..kulaklarında hep oşarkı.kalkıp bir sigara daha yaktı bir kaç düş daha kurdu..bi kaç kez de açıp kapadı gözlerini..ve beklenen o ses..mesaj gemişti.fırladı yerinden.gelen mesaja oku dedi.okudu..

Kadın:düşündümde siz aslında iyi birine benziyorsunuz..uyuymadım söylediklerinizden sonra.evet üşüdü vicdanım ve evet ruhumdaki o ızdırap yakıp kavurdu..çünki sesiniz çok samimi ve içtendi inandım size.bu gece değil ama yarın gece konuşabiliriz.ii uykular..

o sabah çok mutlu bir sabahtı..herkese gülümsedi..taşıtlara insanlara yolboyu gördüğü herkese..çalıştığı yerdeki herkese iltifat etti esprileşti birbir..güzel bir gün geçirdi..beklenen gece gelmişti.çevirdi o sevdiği rakamları --alo ii geceler bayan ben umut

Kadın:bende ayşe memun oldum

--derken uzadıkça uzamıştı sohbet..saatler sürmüştü konuşmaları..ikiside çok içtendi ve gecenin en koyu yalnızlıkları içinde barındırdığı vakitlerde buluşmuştu iki yalnız ruh.ve söyleşmişti..bu konuşmalar günlerce sürüp gitti..binlerce mesaj gidip geldi..artık buluşmak yüzyüze konuşmak istiyorlardı ikiside..adam bilet aldı kadının yaşadığı şehre..cebine koydu bileti  21 numaraydı..ve müjdeyi vermek için aradı ..telefon çaldı çaldı çaldı..çantasında unutmuştu galiba..belkide almamıştır yanına..yada kapkaççılar almıştır kimbilir..

6.arayışında telefonu açtı orta yaşlı telaşlı bir kadın.. alo dedi..

--alo ayy.... şey ben ayşeyi aramıştım..

--ben ablasıyım..ayşe trafik kazası geçirdi..durumu çok ağır..lütfen aramayın..

--bip--bip bip--

kalbine saplanmış bir okun sivriucunu hissetti.gözleri karardı .bir an kör olduğunu sandı.bir kaç dakika sonra beynine komutlar yolladı..hayır dirençli olmalıydı..çünkü o  böyle günlerin adamıydı.acılı zamanlarında hep yanında olmuştu sevdiklerinin..zor günlerde gülümseyebilmeyi küçükken öğrenmişti..ama derin bir sükut vaktiydi şimdi..akşamı bekledi.belki bir çağrı gelir diye.nerdeyse her dakika telefon ekranındaydı gözleri..yok yoktu..aramaya karar verdi..aradı ablasıydı telefona çıkan o telaşlı ses ağlıyordu..

--alo ben ayşenin arkadaşıyım durumu nasıl..

--lütfen aramayın dedi o ağlıyan ses

--yalnızca durumunu merak etmiştim..

--ameliyattan çıktı.ama sizden ricam lütfen bi daha aramayın .

--tamam..geçmiş olsun..

  artık o içkemiren bekleyişlere teslim olmaktan başka bir çare yoktu..zamanın nehri durmuş,akmıyordu artık sanki..geçen her saniye acıtıyordu kalbini..ve ona ulaşmak için ondan başka yardım isteyebileceği bir kimsede yoktu..hem onu görse bile tanımazdı ki..

 kadın post-op tan çıkmış kendine henüz gelmişti..uyandığında sorduğu ilk soru şu olmuştu..

-abla telefonum nerde..telefooonuum--..ablası uzatmıştı telefonu..

bir sürü cevapsız çağrı ve mesajlar..:

--iyi misin çok merak ettim..ne olur uyanınca ara beni..tek kelime yazdı---iyyiiyim..--

sonrada bayıldı yeniden..

  günler geçmiş,taburcu olmuştu ayşe..artık gitmeliydi bir an evvel..atlayıp arabasına bir cumartesi sabahı vardı..ayşe-li şehre..telefon etti..bir adam geldi onu karşılamaya eniştesiydi galiba..merhaba dedi gülümsedi..enişte istmeyerek aldı bu merhabayı.sonra yürüdüler ara bir sokaktan varoşlara daldılar..

4.katın önünde durdular..kapı açıldı..ablasıydı kapıyı açan..ablası gülümseyerek hoşgeldiniz dedi..

--hoşbulduk..içerde anne baba ve birde erkek kardeş oturuyorlardı..biraz utangaç biraz suçlu edasıyla sıktı birer birer onahoşgeldin diyen ellei..oldukça misafirperverdi..elindeki beyaz gül demetini yastığının kenarına koyup geçmiş olsun dedi..ayşe upuzun yataktaydı bacağı kırlımış..yüzü sanki ortadan ikiye bölünmüş gibi dikiliydi...o haliyle gülümsedi..çok mutluydu..

ablası:çok güzel şiir yazıyorsunuz neden buluyorsunuz o kelimeleri

umut:o kadar abartlacak bir yanı yok,yalnızca hissettiklerimdi..dedi utangaç bir edayla..

birkaç karşılıklı konuşmadan sonra kalkıp gitmek istedi..yemek hazırlanmıştı bu evden yemek yemeden çıkan ir misafir olmamıştı..bende bu kuralın son halkasıydım.yemekler yanildi..Allaha ısmarladık derken buğulandı gözleri..çünkü o son bakışı asla unutamazdı..öyle mahzun,öyle yalvarırcasına bir bakıştı ki..saklayıp gözlerini..yol aldı kapıya doğru..uğurladılar..bi daha bekleriz..bu şehre ne zaman gelirsen burası senin evin dendi..helalleşildi..aşağı indiğinde bastırdığı hıçkırıklıkları artık koyverdi..ağladı adam..ağladı ağladı..ağladı..sontra binip otobüse o şehri terketti..bir daha o şehre döndü mü..bir daha ayşe yi aradı mı bunu hiçkimse bilmedi...

11/10/2006

Yeni-dünya yürüyüşleri..

kendime yeni bir öykü seçmeliyim
yaşanmamış hayatlar antolojisinden..
kendime yeni bir dünya kurmak..
3 kez tekrarladı bu cümleyi, duygulu ve sesli bir tonda..
kelimeleri ve vurguları oldukları yerden kımıldatıp oynatarak..

bir dünya kurmak kendime,yeniden.....................
yeniden bir dünya kurmak,kendime...........................
kendime yeni bir dünya kurmalıyım.......................................

bu sıkkın ,bu bungun öyküde benim gideceğim bir adres yok dedi..
yeni bir hayata çorapları kokmuş,paçaları çamurlanmış adımlarla yürünemezdi..
karıştırdı ceplerini..sıkılınca böyle yapardı..belki yeni bişey bulurum diye..
buruşuk kağıtlar,otobüs biletleri,hangi kapıları açacağı bilinmeyen anahtarlar..
kağıtarın kiminde tasarlanmış ama sona erdirilmeiş öyküler,
yarım kalmış aşklara ait lirik şiirler..ve adresler..hiç gidilmemiş...
mutlaka gel denip uğranmamış adresler..ve adsız telefon numaraları..
otobüs biletleri..gidilse belki yeni ufuklar yakalanıp,tutunulacak kırılmaz dallar bulunacak şehirlere kesilmiş biletler..aşka çıkarmıydı ki acaba bu binilmemiş otobüslerin biletleri..
gidip bir süpermarkete mi girmeli..
kendine biraz süperego,biraz özgüven,
birkaç iyimser bilinçaltı ,masum bir geçmiş
ve yepyeni bir çift ayakkabı mı almalıyıdı yeni bir hayata yürümek için..
yürüdü birazca..içinden derin bir çığlık koptu..
ani bir güdüyle gerisin geriye döndü..ilk babadan saga saptı..
sonrada sola..yaşlı bir kadınının yüzünü gördü..bu cinnetti..
koşmaya başladı..uzaklaştı kadından..
bir gölgeyi farketti..koşuyordu onunla..kendisi miydi..
kendisiyse eğer neden gölgenin başında bir kasket vardı.ve neden sakallıydı gölge..
kendisi olamazdı..ama koşuyordu gölge..o durdukçada duruyordu..
kime ne söyleseydi ki içinden..kime ne;bağırsaydı..
koşmaya devam etti..oldukça koştu..koştukça koştu..
beyninde atıyordu nabzı..
çığlıklar...sirenler..ve ölen bir adamın selası..
neydi ruhundaki bu bastırılmmaz ihtilal..bu dinmek bilmez sancı..
ağlıyorsa bir bebek..evet vardı..doğurmuştu işte.. bitsindi artık bu sancı..
doğmuyordu bu çocuk..ve bitmiyordu kafatasının içinde bu yankılanan çığlık....
şarkılar duyuyordu şimdi.
enstrümanları birbirine karışan şarkıar..
kimi arabesk,kimi pop,kimi rock..
ve birbirine karışıyodu sesler..
sarhoş naraları,arabesk feryatlar,kafa sallayan hipupçı çocuklar..acube kılıklı..
daha çok koşmaya başladı nefesi yetmiyordu artık,solukarasında rastladığı bir hypermarkete yöneldi...dalıverdi içeri ,hızla ve hiç düşünmeden..dolaştı rafları,birbir..neydi aradığı..satınalacağı bir şey olmalıydı..boşboş baktı..çikolata raflarına,bisküvi ambalajlarına,yumurtalara..onları hangi yurdun tavuklarının yumurtladığını düşündü..et reyonun önünde durdu..bir dananın ciğerlerini gördü..kaburgalarını ve budunu..hangi kırlarda dolaşıp hangi çobana arkadaşlık ettiğini..
ve hangi yeşil kırların nazenin yoncalarıyla beslendiğini..
gelenlere baktı,tüketim aşkının cilalı ambalajlarıyla gözleri ışıldayanlara..
takım elbise giymiş saçları hep taralı ve sakalları hiç çıkmayan ve inadına hiç yürümeyen hiç konuşmayan hep susan ve hep orda duran adama baktı.. önünde durdu bu erkek mankenin yüzü ne kadar soğuktu.
evet hatırladı..bir kimlik almaya gelmişti bu marketten..
yeni bir mizaç,yeni bir içdünya ve kirlenmemiş bir kalp..
ve masmavi düşler..
ama yoktu hiçbiri..kapıdan çıktığında adımlarına buraya taşıyan nedeni düşündü başını kaldırdı..
marketin girişinde dev puntolarla KİMLİK yazıyordu..
kulağında çınlayan yazarkasa zilinden ve kredi kartı makinalarının çıkardığı bipbip seslerinden içi gıcıklanarak yürüyüp geçti hızla.
çıkıp gitti..
ışıklı vitrinlerin önünden..
yalancı ışıkların aydınlattığı yüzlerden.
bulutsuz gecelerde gökyüzüne baktığı zamanlardaki gibi yaptı..
ilerde sönük bir cadde gördü..adımlarını o caddeye yönlendirdi..
yavaş yavaş azaldı ışıkları caddenin..yavaş yavaş azaldı beynindeki çığlık..
şehrin varoşlarına vardırmıştı onu,ayakları..öğrenci evlerinin,yoksul öykülerin,yüzü çizgili esmer adamların yaşadığı sönük ışıklı bir mahaldi burası...kendini güvende hissetti..
susturup içindeki çığlıkları,susturup içindeki sancılı doğum telaşesini,,başka öykülere daldı..unutuşun perdesini çekti usuna..ve dalıp gitti o kenar mahalle çocuklarının oynadığı saklambaç oyunlarından birine...çocuk 10'a kadar saydı..gidip saklandı..ve bir daha çıkmadı o saklandığı yerden..03 Şubat 2006 Cuma/00:31:35 /Bursa